Bizim neşemizle, sevincimizle sevinen; kederimizle, üzüntümüzle üzülen; iyi günde ev arkadaşımız, kötü günde dert ortağımız olan; türlü türlü maskaralıklarla, en somurtkan anımızda bile bizi kolayca gülümsetebilen; sınırsız, karşılıksız sevgileri ile yaşamın unuttuğumuz tatlarını, güzelliklerini bize hatırlatan can yoldaşlarımız, sadık dostlarımız evcil hayvanlarımız… Gerek onlara hasta olmayı yakıştıramamaktan gerekse ağrıya, acıya karşı akıl almaz dirençlerinden dolayı şunu sık sık unutuyoruz: Birkaç lokma yemek, birkaç yudum su karşılığında hayatlarını hayatımıza bağlayan, varlıklarını varlığımıza ekleyen bu güzel dostlarımızın da bizler kadar çok ve çeşitli sağlık ihtiyaçları vardır.
Örneğin, dişimiz mi ağrıyor, unutmayalım ki onun da dişi ağrıyabilir; böbrek taşımız mı var, unutmayalım ki onun da olabilir; gözlerimiz eskisi gibi görmüyor mu, unutmayalım ki bu, onun da başına gelebilir… Güzel dostlarımızın bizden tek farkları, ne kadar acı çekseler, ne kadar ihtiyaç içinde olsalar da bunu dile getirememeleridir.